Üniversiteler ve Üniversiteliler Yarışmalı

Üniversiteler ve Üniversiteliler Yarışmalı

O tarafa bu tarafa açıklama yapmak yerine,bilime yapmış oldukları yatırım ve emekle üniversitelerimiz gündeme gelmelidir.
İnovatif faydalar, ürünler, fikirler üretmeli,ülkeyi ve kişileri geçmişten dersler alarak geleceğe taşımalı. Tam da burada kurumsal hafıza ve yönetim anlayışının önemi bir kez daha ortaya çıkmış oluyor. Eğer bir kurumda padişahlık saltanatı varsa (ki tarihte padişahlar önceki padişahların bilgi ve birikimlerini hiçe saymamış, yıkmamış devam ettirmiştir.) Üniversitelerimizin kurumsal hafızaya ve kurumsal yönetime ihtiyacı var. Rektör değişikliği ile yönetimde köklü değişikliklerin olması ve derslere giren hoca değişikliği ile kalan veya geçen öğrenci sayısındaki değişiklikler yaşanmamalı. Kurumun bir kültürü ve etik anlayışı olmalı. Buna öğrencilerin ne kadar uyma zorunluluğu varsa hocaların hatta rektörlerin de uyma zorunluluğu olmalı.

Sadece Üniversiteler değil, insanın yaşadığı her yer özgürlüklerin yaşandığı yer olmalı. Bu özgür ortama en çok üniversitelerde, laboratuvarlarda ve teknik odalarda ihtiyacımız var. Özgürlük olmasa inovatif fikirler ve projeler üretilemez.
Üniversiteler yarışmalı; bilimde yarışmalı, eğitimde yarışmalı, Laboratuvarlarda teknik basınaçıklamaları ile kameralar önünde yarışmamalı.
Rektörlerin uykuları; sabah hangi kanallarda ne söylesem yerine hangi projeyi hayata geçirsem, hangisine onay versem hangisi ilim ve bilime katkı sağlar şeklinde düşünerek kaçmalı.
Öğrenciler; kavgada, küfürde ve şiddette çözüm aramamalı. Kendisi gibi düşünmeyen, karşı görüşteki diğer örencileri düşman değil birer mesleki rakip görmeli.
Basın, evet her zamanki gibi “suçlu ve olayları kaşımakla suçlanan basın” şeklinde bir cümle adettendir. Her ne kadar birçok olayda buna şahit olsak da rektörlere,hocalara ve en önemlisi gelecek emanet edilen gençlerin basın karşısında yaptığı açıklamada ve yayınladıkları basınbültenlerinden basın sorumlu değildir!
Bu ülke ne kaybettiyse ötekileştirilmekten, ne kazandıysa birlik ve beraberlikten kazandı. Bu dersi yıllar öncesinde defalarca aldığımızı düşünüyorum. Bu dersler sayesinde sağ duyulu bir şekilde özgürlüklerin kısıtlanmadığı, birbirimizi ötekileştirmemeliyiz ilim ve bilim de yarıştığımız, birbirimizi sadece mesleki rakip olarak gördüğümüz günleri umut ediyorum..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.